Sürünceme

"Aktım eridiğim yerden ve zamandan
Bilmiyorum nerde soğudum,
Dondum nerde."
- Birhan Keskin, Hüseynî

İklimi sonsuz bir kasımda kalmış, evladiyelik donuk
Yirmi yedi yıldır üzerimi çiğniyor hayat
Ağır laflar ediyor, aklım almıyor, alınmıyorum
Beni ezici üstünlükle yenen çocukluğumdan
Alınacak benzeri görülmemiş bir intikam arıyorum

Hafızamın arananlar listesinde başı çeken
Önce el freni sonra korna, kapı zili, sesler
Balkondan sarkan delik sepet ve bozuk para
Aniden yarıda bırakılmış seyircisiz bir mahalle maçı
Babam geldi işten babam, duyulsun sokaklarda

Kalmadı o heyecan, bırakmadılar, bırakmazlar
Tutuldu nutkum, genzimde yankılanan kumlu mürekkepler
Evde ötüşen daktilo sesleri, matkap, horultu
Di'li miş'li her nasılsa çekimliyorum hatıralarımı
Kalıyor hemen kulak arkamda, tarumar bir uğultu

Bana hiç anlatılmamış toplantı ve mesailer
Bana yarım kalan aşklar, dostluklar, aşlar
Bana harem, bana haram, dîvân-ı humâyûn
Balkan harbini bile anlatamadınız, Enver'i misal
Bana yazık, bana hep, hep bana, heyhat baba!

Rahle-i tedrisinde hâlâ bana yer var mı?
Hangi fakültenin kürsüsünden fırlar haşmetin
Şu önümdeki gudubet sürüsüne bir üfle artık baba
Üfle de sönsün kandili, merhalesi kalmamış kıyametin
Haydi baba, vakit tamam, varsın kalalım sürüncemede

Yağız Gönüler
(Sahte Vefa, 13, Mayıs 2013)

Hiç yorum yok: