Çocuk Hanımefendi ve Şiirleri


“Muzip kadın Nilgün Marmara. Tezer (Özlü) ile birlikte bana muziplikler yapmaya bayılırdı. İkisi de aynı anda göğüslerini gösterirlerdi. Güzeldi…"
- Ece Ayhan

"Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün'ün yüzünde. O zamanlar görememişim. Bugün ortaya çıkıyor."
- Cemal Süreya

1958 yılında İstanbul'da dünyaya gelmişti Nilgün Marmara. Yaşama "kendi yöntemleriyle" veda etmeyi tercih ettiğinde ise henüz 29 yaşındaydı. Şairin adına konuşmak edebi anlamda ne kadar caizdir meçhul fakat "henüz" demek doğru olmayabilir. Zira Everest Yayınları'ndan çıkan "Daktiloya Çekilmiş Şiirler" adlı kitabının son sayfasında şöyle yazıyor: "Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte!.."

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü tamamladığında, artık aynada gördüğü sureti muhtemeldir ki Sylvia Plath idi. Onun üzerine yaptığı incelemeler öyle bir hâl aldı ki, edebiyat çevrelerinde Sylvia Plath hakkında bahsedilirken mutlaka Nilgün Marmara'ya da değinildi. Tam tersinde de aynı durum geçerli oldu. Sylvia Plath ilk intihar girişimini 20 yaşında yapmış, kurtarılmıştı. "Babacığım" adlı şiirinde yazdığı "Ama beni kefenden çıkardılar / tutkalla geri yapıştırdılar parçalarımı" dizeleri belki de bu kurtarılma hâlinin özetidir. 11 sonra yani 31 yaşındayken, 11 Şubat 1963'te, evlerinin ikinci katındaki odalarında uyuyan çocuklarının komodinine süt ve kurabiye bıraktıktan sonra kapılarını bantlayarak kapattı. Çünkü daha sonra mutfağa gidecek ve kafasını fırının içine sokarak intihar edecekti. Çocukların gazdan zarar görmemesi gerekiyordu. Nilgün Marmara ise sanki "Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi"ni yaparak işaret verirmiş gibi, 3 Ekim 1987'de "henüz" 29 yaşındayken İstanbul Kızıltoprak'taki evlerinin beşinci katından kendini bırakarak intihar etti. Ölümünden çok sonra yayımlanan "Kırmızı Kahverengi Defter" adlı günlüğünde şu yazılıydı: "Hayatın neresinden dönülse kârdır."

Şairin hayat hikâyesini ortaya dökme kaygısı gütmeyen bu yazı aslında haddini çoktan aştı. Konumuz Nilgün Marmara'nın 1. baskısı 1988'de Şiir Atı Yayıncılık tarafından yapılan "Daktiloya Çekilmiş Şiirler"i. Elimde 7. baskı şubat 2013'te yapılmış Everest Yayıncılık etiketli olanı bulunuyor. Umarım daha çok okunur. Kitabın başında Seyhan Erözçelik imzasıyla yazılmış kısa "şair tanıtımı"nın başlığını yazıma iktibas ettim. Çünkü "Çocuk Hanımefendi" sıfatı Nilgün Marmara'ya yakışıyor. Şiirleriyle ve masum yüzüyle çok yakışıyor. Kitaptaki ilk şiir haziran 1977'de yazılmış. Yani şair 19 yaşındayken. Arkadaşlık ettiği şairlerden her ne kadar etkilense de kendi üslubunu daha yolun başındayken oluşturduğu apaçık ortada bu şiirinde. Kitaptaki son şiirinin tarihine nisan - eylül 1987 yazılmış. İntihar ettiği yaşı.

Baştan sona doğru dikkatle takip edildiğinde Nilgün Marmara'nın şiir tekniği, sesi ve ritmi değişmiyor gibi görünüyor. Fakat son şiirlerine doğru ciddi bir üslup değişimi var. Burada üslup değişimi demekten kastım aslında duygularını izah etme biçimindeki şiddet. Artık daha öfkelidir Nilgün Marmara'nın dizeleri ve daha duygusal, daha yalın, daha içten. Küçük bir karşılaştırma yapmama izin verin lütfen. Müsaadenizle: Eylül 1977'de yazdığı "Ancak Yazgıdır Bu" adlı şiirine şöyle başlar şair:

"Sen ne getirdin bana çocukluğundan?
Şen kahkahalar ulumalar donakalmalar mı?
Üzüncün senin hangi çağrışımlara uzandı
benim eskil saatlerimde?
Geçmişiz ve geleceksiz suç sevinçleri,
deniz kıpırtılarınca yürek dalgalanmaları?
Titreyerek uçurulan köpükten balonlar,
anlık aşkın tasarımlar mı?"

Bu şiirin adıyla şairin intiharını düşünce insan gerçekten hayret ediyor. "Allah hayret duygumuzu kaybettirmesin" duasına amin diyerek küçük karşılaştırmamı sonlandırmak istiyorum. Nilgün Marmara'nın mayıs 1985'te yani yukarıdaki şiirden 8 yıl sonra yazdığı "Sonra Ölümün Çağrılısı Olarak Gelirsin Dünyaya" adlı şiirinin ilk kısmı şöyledir:

"O zaman hayat bir kuşüzümü kadar
ufaktı,
Sen orada otururdun
Görüntüler sokağında
Çıksa da çıkmasa da
Kâğıtlarının üzerinde aynalar otururdu
Sözlüğün bomboştu, beyaz küçük atlar
Koşuştururdu kafanın sandık odasında."

Şairin, intiharından sadece 2 yıl önce yazdığı dizeler böyle. Her iki şiirin başlıklarını bile tek başına karşılaştırmak mümkün aslında ama yürek bu konu üzerine el vermiyor klavyeme.

Nilgün Marmara'nın 1977-1987 yılları arasını kapsayan şiirlerini okurken, hızla gitmekte olan bir aracı âniden durdurup inen, sonra da uçuruma doğru sakince yürüyen bir kadını göreceksiniz. O kadının son sözü şöyle olacak:

"Ey, iki adımlık yerküre
Senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!"

Şimdi hepinizi 170 şiirlik saygı duruşu için okumaya davet ediyorum.

Yağız Gönüler
(Sahte Vefa, 10, Eylül 2013)

Hiç yorum yok: