Soruşturma: Bu kadar çok fanzin çıkmasının sebebi herkesin sadece kendi derdini anlatma çabası mı?


Artfulliving, popüler kültüre karşı yayın yapmış ve yapmaya devam eden birkaç isimle fanzin kültürü üzerine konuştu. Arkadaşlarımızla bir dönem çıkarmış olduğumuz Sahte Vefa adlı fanzinden mütevellit bana da bir sual tevcih edildi. "Her ay yeni fanzinler katılıyor yayın hayatına. Bazen tek kişi, bazen de bir ekip tarafından çıkarılıyor fanzinler. Bu kadar çok fanzin çıkmasının sebebi herkesin sadece kendi derdini anlatma çabası mı?" sorusuna cevabım şöyle oldu:

Esasen benim üzerinde durduğum konu gerçekten bir derde sahip miyiz konusu. Biz hakikaten Türk edebiyatının bir atılım göstermesi için mücadele edeceksek çok ciddi bir derdin omuzlarımızda olduğunu fark edebilmemiz lazım. Bir yüktür bu ve yük yolcuya yakışır. Sahiden yolcu olmayı göze alıp da mı yola çıktık yoksa boş bir vagon misali yük taşıdığımızı, dert edindiğimizi mi zannediyoruz? Yani fanzinlerin çok da dert edindiğini düşünmüyorum. Hatta edebiyat dergilerinin ekseriyetinin de ciddi bir derdi yüklendiğini zannetmiyorum. Şayet öyle olsaydı kavramlar daha ciddi konuşulur, fikirler daha berraklaşır, ortaya ciddi bir mevzu ve varsa şayet çözümleri konurdu. Okuyucu da iştirak eder, Türk edebiyatının diğer tüm sanat dallarına ve hatta siyasete de müdahale etmesi sağlanırdı. Böyle bir durumda mıyız? Kesinlikle değiliz. Her derginin başında biri var, ya onun dedikleri ya da onun düşünceleri doğrultusunda metinler ortaya konuyor. Usta-çırak ilişkisi yok. Ağabeycilik var ve bu durum fanzinlerde de göze çarpıyor. Fanzinleri gençler "ben de görüneyim" telaşıyla çıkarıyor. Bir dert edindikleri için değil. Dert edindiğini söyleyenlerin metinlerine bakar bakmaz görünen şu oluyor: 50 yıl öncesinin fikirlerinin bugünkü lisanla ortaya konması. Yani bir elbise var, üçüncü sınıf bir çamaşır makinesinde yıkanıp tekrar giyiliyor. Bu belki güzel bir şey ama sen üzerine bir şey eklemezsen elektrik ve su israfı edersin yok yere. Öte yandan her fanzinin bir derdi olmalı mı? Onu da bilmiyorum ama yazmak zaten dert edinmektir. Bir şeyi dert edinirsen yazarsın. Bunalımdan söz etmiyorum zira bunalım şiiri de bunalım fikri de başımızın belası. Bu topraklar bir umutla inşa olundu ve biz umudunu kaybetmiş bir çocuk, bir bunalım çocuğu olamayız. Böyle bir lüksümüz yok. Hakiki derdi keşfetmeli ve o derdi hakikatle yüklenmeli fanzinler de, dergiler de.

Yağız Gönüler
(Artfulliving, 09.03.2016)

Hiç yorum yok: