Hâfız Burhan’ın sesine ne mikrofonlar dayandı ne kalbi


Hem tiz perdelerde rahatça gezinmesiyle hem de doldurduğu 100'e yakın plak karşılığında Türkiye'nin ilk otomobil sahiplerinden olmasıyla, unutulmaz bir sanatçımız Hâfız Burhan.

3 Mayıs 1897'de İstanbul Aksaray'da doğmuş Burhan Sesyılmaz. Osmanlı'nın son demleri, memleketin her yanı ateş… İnsanların yüreklerine ferahlık verecek, göğüs kafeslerini genişletecek bir sese ve hatta seslere ihtiyaç var. Çocuk yaşında Fatih'in bütün camilerine götürülen, müezzinlik yaptırılan ve mukabelelere iştirak etmesi sağlanan Burhan, muazzam sesiyle ve tiz perdelerde rahatça gezinmesiyle meşhur oluyor. Erken gelen şöhret, hıfzını sonraki yaşlarında tamamlamasına sebep oluyor.

Muallim İsmail Hakkı Bey ve Lem'î Atlı'dan kısa süreli dersler almış Hâfız Burhan. Murat Bardakçı'dan öğrendiğimiz kadarıyla çocukluğunda eksik kalan mûsıkî bilgisini Muzıka-ı Hümayun'da tamamlıyor ve çok önemli hocaların talebesi oluyor. Kabiliyetine bir de saray eğitimi eklenince sesinin derinliğini ve neler yapabileceğini daha iyi keşfediyor, özgüveni iyice artıyor ve plakları doldurmaya başlıyor.

Fasıllardan film müziklerine

Kanto, gazel, kaside, türkü, marş, operet eserleri ve hatta ninnilere kadar istediği her türlü eseri seslendirebilen, fasıllardan film müziklerine kadar farklı mekânlarda ve farklı sektörlerde boy gösteren bir sanatçı Hâfız Burhan. Biz elbette onu Makber'iyle biliyoruz. Buyurun dinleyelim:


Gazel okurken dinleyicileri kendinden geçirmesinin ve aşka getirmesinin yanı sıra çevredeki camı çerçeveyi titretip mikrofonları patlatmasıyla da meşhurdu hâfızımız. Hacı Sadullah Ağa'nın muhayyer yürük semâî bestesi "Bir elif çekdi yine sîneme cânan bu gece" adlı eseri nevâ gazel formunda okuduğunda nice yürek dağlanmış, nice bardak çanak ortadan ikiye ayrılmış ve nice mikrofon emekliye ayrılmıştır. Bu eseri de dinleyelim efendim ama son derece dijital ses püskürten kulaklıklarımızın ve bilgisayarlarımızın sesini makul bir seviyeye getirelim ki KBB'lerde randevu peşinde koşmayalım, buyurun:


İlk otomobil sahiplerindendi

İstanbul Radyosu'nda okuduğu zamanlarda da bu mikrofon hadiseleri sık sık vuku bulmuş. Hatta bu sebeple birçok eseri mikrofona sırtını dönerek okumak zorunda kalmış... Sayısı tam olarak tespit edilemeyen ölçüde plak doldurmuş. Yüz adet plak doldurduğu Columbia firması ise Hâfız Burhan'ın sesinden elde ettikleri kâr sebebiyle kendisine bir araba hediye etmiş. Bu da onu Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk otomobil sahiplerinden biri hâline getiriyor. Bu kâr durumu hâfızımızı çok etkilemiş olacak ki kısa bir dönem plakçılıkla da uğraşmış fakat Beşiktaş'ta açtığı dükkânını bir süre sonra kapatmış ve sahnelere geri dönmüş.

Hâfız Burhan'a bazı konserlerinde tanburuyla Selahattin Pınar eşlik etmiş. 1918 yılında kurulan Üsküdar Mûsıkî Cemiyeti'nde de yine birlikte görev almışlar ve nice talebeler yetiştirmişler. Zaten o dönem talebe olan birçok isim geleceğin büyük sanatçılarından olmuştu. Cemiyetin birinci hizmet halkasında Kanuni Ata Bey, Hâfız Arap Cemal Hoca, ressam piyanist Hikmet Hamdi, udi avukat Besim Şerif Üstünsöz, ressam Kemani Binbaşı Cevat, gümrük komisyoncusu Kanuni Cevat, tanburi Selahattin Pınar, Sıhhiye Vekâleti Müsteşarı Kemani Dr. Ziya Erdoğru, Tanburi Neş'et, Kemani Ressam Naim, Tanburi Fahri Düngelen, Neyzen Burhanettin Ökte, Klarneti İbrahim Bey gibi isimler yer alırken ikinci hizmet halkasındaki bazı üyeler ise şöyle: Zeki Arif Ataergin, Necati Tokyay, Zühtü Bardakoğlu, Kemal Ayzin, Ethem Cöner, Hâfız İzzet Gerçeker, Halil Can, Şükrü Tunar, Müzeyyen Senar.


Tiz sesine kalbi dayanamadı

Hem gür hem de tiz bir sese sahip olan Hâfız Burhan, söylenenlere göre Asya yakasından ezan okuduğunda Avrupa yakasından kolayca işitilirmiş. Mahalle sakinleri onun sesini hemen fark eder ve pencerelerini açarlarmış. Düşünün ki Üsküdar'da okunan bir ezan Beşiktaş'ı titretiyor.

Bu tiz sesinin Hâfız Burhan'ın hayata erken veda etmesine sebep olacağını kimse düşünemezdi herhâlde. 18 Nisan 1943'te Mareşal Fevzi Çakmak’ın kızı için okunacak mevlüde hususiyetle davet edilmiş, mevlüdü çok tiz perdelerde gezinerek okumuş ve tam o sıralarda kalp krizi geçirerek vefat etmiş. Hâfız Burhan'ın vefat ettiği yaş 46.

Kendisini, güftekârı Mehmet Sâdi Bey olan ve Selânikli Ûdî Abdi Bey'in hüzzam makamında bestelediği "Nîm nigâhın katle fermân" adlı eserle selâmlayalım. Güftenin tamamını da yazalım ki aşka gelelim:

Nîm nigâhın katle ferman, ibtisâmın can alır
Allah allah katl için cellat mı oldu gözlerin
Mekteb-i hüsn'ünde ben âşık-ı şeydâ iken
Ders-i aşkı öğretmeğe rehber oldu gözlerin



Yağız Gönüler
(Dunyabizim.com, 16.04.2016)

Hiç yorum yok: