İstirham

Şeyhime

Şeyhim beni pek tanımazsın yalnız birkaç kez bakıştık seni aşkla severim
Hiç dolaşmadan geldim ne kadar şükretsem azdır aklımı yitirmek üzereyim

Şeyhim her biri on yıldan üç adım attım kapına geldim ver artık elini öpeyim
Eğer daha yolum çok uzunsa yolundan hiç çıkmayayım sadece seni göreyim

Şeyhim rüyamda piyangolar yok piyanolar var ve ölüler çalıyor dirileri neyleyim
Dirilerden kork ölülere yanaş dersen toprağın altındaki ses bendendir daha ne diyeyim

Şeyhim ne rüyalar gördüm yazdım anlattım dil döktüm gazel okudum gül mü ekeyim
Çiçeklerden anlamam ama severim bilirim sen de gülersin yüreğinle ah bir rast geleyim

Şeyhim bahar rüzgârları esmeye başladı gönlüm hâlâ karakış hırkasız mı gezeyim
Ah bir saçlarım görünmese yanı başında huzurla sümbülden fulyaya bürüneyim

Şeyhim asansörlerden indim toplantılardan çıktım hep geçim derdiyle mi dertleneyim
Yanından geçtim bana bir baktın son yüzyılda böyle yanmadım yalan mı söyleyeyim

Şeyhim hiç durumdayım güç tasarrufu modundayım şarjına muhtaç pilim bitmeyeyim
Yeter ki al yanına vur bir tokat yanağıma diğer yanağımı dönemeden ölüp gideyim

Yağız Gönüler
(Birnokta, 172, Mayıs 2016)

Hiç yorum yok: