Mûsıkî ve edebiyat zevkinin seviyesi yükselmeli


Elif Ömürlü Uyar, gönülden gönüle giden seslerin işitilmesi için yoğun çaba harcayan bir sanatçımız. Şef, solist ve hoca görevleri, projeleri ve bitmeyen enerjisiyle hem gençlerle hem de bu müziğe aşina olanlarla ciddi bir irtibat kuruyor. Böylece vasat ile yüksek arasındaki fark iyice ortaya çıkıyor; iyiyi kötüyü ayırt edebileceğimiz o bin küsur yıllık terazimiz gün yüzüne çıkıyor.

Filtresini aşk üzerine kuran ârifler, bestekârlar, güftekârlar ve nice mûsıkîşinasların bize emaneti olan bu büyük sanatın kıyamete kadar yaşamasını dilerken, gençlerin de artık şifalarını güzel ve hakikati işaret eden seslerimizde, sözlerimizde aramasını temenni ediyorum.

Efendim, Anadolu hikmetiyle yeniden irtibat kurmaya en çok ihtiyacımız olan zamanlardayız. Geleneğin irfanî bakış açısından mûsıkîmiz nasıl bir önemi haizdir? İlk sorumu bu konu üzerinden yöneltmek istiyorum.

Tasavvuf mûsıkîsinin dinlenilebilirliğini artırmalıyız diye düşünüyorum. Bilindiği üzere radyo ve televizyonlarda sadece Ramazan ayında ağırlıklı olarak tasavvuf mûsıkîsine yer veriliyor. Diğer aylarda TRT Nağme ve TRT Müzik gibi kanallarda tasavvuf mûsıkîsine pek rastlanmaz. Tasavvuf mûsıkîmize konu olan güfteler evliyâullah sözleridir. İncelediğiniz zaman görürsünüz ki, bu güfteler Kur’ân’ın özüdür. Lâdînî diye tâbir edilen klasik mûsıkîmizde de birçok güfte Allah aşkı ile yazılmıştır. Bu açıdan baktığımızda mûsıkî, bir tefekkür (düşünme) ve zikir (Yaradanı anma) vâsıtasıdır. Yani bir nevî sohbettir.

1986 yılında İTÜ İşletme Mühendisliği bölümünden mezun oldunuz. Mûsıkîmizle yakınlaşmanız hususunda kimlerden feyz aldınız ve solistlik noktasında kimlerin sizin üzerinizde etkileri oldu?

İlk mûsıkî eğitimimi Kubbealtı Mûsıkî Cemiyeti'nde babam Yusuf Ömürlü'den almaya başladım. Solistlik konusunda esas îtibâriyle babamdan etkilendiğimi düşünüyorum. Kendisine has bir okuyuşu vardır. Bize bağırmadan, gönül sesimizle eser icrâ etmeyi öğretti. Uzun yıllar babamın derslerine devam ettim. Pek çok eseri onunla çalıştım. Özel olarak belli bir kişiyi dinlemedim. Çok farklı kişiler, farklı müzikler ve farklı icrâlar dinledim. Bir dönem kardeşim Emre Ömürlü'nün tavsiyesiyle uzunca bir müddet merhum Selma Sağbaş'ın icrâlarını dinledim. Kendisinin söylediğine göre epeyce etkilenmişim. Bu aralar ağırlıklı olarak Bekir Sıtkı Sezgin dinlemekteyim.

Üniversite yıllarında Süheylâ Altmışdört idaresindeki İstanbul Üniversitesi Korosu’na 4 yıl devam ettim. Çok keyifli çalışmalardı. Oradan çok feyz aldım. Bazen her ay bir makamdan takım geçilir ve radyoda program yapılırdı. Orada çok kısa zamanda çok eser öğrendim. Çalışmaların haftada 3 gün 3’er saat olması da avantajdı tabii ki. Biz vakıfta sadece cumartesi günleri çalışabiliyorduk.

Günümüzde meşk usulü eğitim neredeyse yok gibi. Evvela sizin kimlerden meşk ettiğinizi ve günümüzde meşk kültürümüzle yeniden "barışmamız" hâlinde nasıl olanaklara sahip olacağımızı sormak isterim. Meşkle birlikte mûsıkîmiz yeniden anlamını bulup, geleceğini sağlama alabilir mi sizce?

Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Allah'a ne kadar şükretsem az. Ûdî bestekâr Câhid Gözkan Beyefendi kızkardeşimin ud hocası idi. Salı akşamları Selamiçeşme'deki köşklerinde meşk yapılırdı. Senelerce bu toplantılardan feyz aldık. Kimler kimler gelmezdi ki! Safiye Ayla, Sâbite Tur Gülerman, Selahattin İçli, Lâika Karabey, Fahrettin Çimenli, Ekrem Erdoğru, Erol Deran, Samahat Özdenses, Ferit Tan, Münip Utandı, Mithat Özyılmazel şu an aklıma gelen isimler… Geceye önce saz eserleri ile başlanır, daha sonra Ferit Tan idâresinde klasik fasıl yapılır, kısa bir çay molasından sonra sololara geçilirdi. Bu kadar kıymetli san’atkârın yanında bana da lûtfedip bir eser okuturlardı. Bu meşk akşamlarında pek çok kıymetli sanatçıyı tanıma ve birlikte icra etme şansım oldu.

Meşk kültürü çok önemli... Bu zinciri devam ettirmeye çalışan sanatçı dostlarımız var. Gençlere tavsiyem mutlaka ve mutlaka böyle bir meşk ortamında bulunsunlar. Bir kez tadını aldılar mı bırakamayacaklar, eminim. Sazların ve seslerin doğal tınısını (mikrofon olmadan) ancak böyle ortamlarda duyabilirler. Meşk halkasının başındaki şahsiyet de çok mühim tabii ki. Mûsıkîmizi çok iyi bilen, mâneviyatla dolu bir kişi de olursa tadına doyulmaz.

Babanız Yusuf Ömürlü'den devraldığınız Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı Mûsıkî Topluluğu koro şefliği vazîfesini 2016 yılına kadar sürdürdünüz. Bu yıllarda karşılaştığınız ve sizin mûsıkîmiz anlamında umutlu olduğunuz gelişmeler neler oldu?


Çalışmalarıma hâlen İstanbul Türk Ocağı’nda devam ediyorum. Gençlerden çok umutluyum. Gençlerin mûsıkîmize ilgi ve alâka duymaları memnûniyet verici. Onlarla çalışmak çok keyifli... Maalesef mûsıkîye yeteri kadar zaman ayıramıyorlar. O kadar çok meşgaleleri var ki… İnsan rûhunun da beslenmeye ihtiyâcı var. Bunu unutmamak gerek.

Bendeniz, "İlâhiyât-ı Ken’an’" isimli dört CD’den oluşan ve güfteleri Ken’an Rifâî Hazretleri’ne âit 89 ilâhîyi seslendirdiğiniz albümle beraber hem okumalarımda hem de kulak kabarttığım mûsıkîmizde bazı meselelere daha fazla ilgilenmeye başlamıştım. Bu albümün gerektiği kadar ilgi görmediği kanaatindeyim. Siz ne düşünüyorsunuz? Milletimiz bu müziği seviyor gibi görünüyor, bu sadece bir "görünme" mi yoksa gerçekten, samimi bir ilgi var mı?

Samîmî bir ilgi olduğunu düşünüyorum. Fakat anlayabildikleri ölçüde… Ne demek istiyorum? Güfteyi anlaması lâzım, müziğe âşinâ olması lâzım. Radyo ve televizyonlarda halkımıza dinletilen müzikler ortada… Güfteler kezâ öyle… İnsan tanımadığı bir şeyi nasıl sevebilir? Anlayamadığı bir şeyi nasıl sevebilir? Şu an ihtiyaç olan şey, sizin de bildiğiniz gibi halkın mûsıkî zevkinin ve edebiyat zevkinin seviyesinin yükseltilmesidir. Siz de biliyorsunuz ki tasavvuf mûsıkîsi icralarının oldukça büyük bir kısmı klasik üslûptan uzak. İnsanlarımız bunları dinlemeye alışmışlar. Sırf bu tür icralar yüzünden tasavvuf mûsıkîsi dinlemeyenler var. Bizim albümümüzü dinledikçe sevecekler, buna eminim. Biraz zaman gerek.

Özellikle mübarek Ramazan-ı Şerif'te birçok yerde ilahilerimiz okunuyor, tasavvuf büyüklerinin eserleri seslendiriliyor. Bilhassa İstanbul halkı bu tip etkinliklere büyük ilgi gösteriyor, katılım fazla oluyor. Tasavvuf üzerine gerçekleştirilen sohbetlere de keza halkın ilgisi mevcut. Sizce bu gelenekle yeniden buluşma anlamında bir umut mu, yoksa kişisel entelektüel bir gayret mi? Anadolu hikmetiyle yeniden buluşabilmemiz için bu tip etkinliklerin dışında sizce neler yapılmalı?

Bütün bunlar oluyor, iyi güzel de, seviye nedir, buna bakmak lâzım. Seviyeyi yükseltmek lâzım. Klasik eserler icra edilmesi lâzım. Bu sene iftar ve sahur programlarında çok seviyeli repertuar hazırlayıp icra eden sanatçı kardeşlerimiz vardı. Allah onlardan razı olsun. Bu programların sayısı artsın inşallah…

Güfteleri sizi en çok etkileyen büyüklerimizi öğrenmek isteriz. Elbette nedenlerinden de biraz bahsederseniz seviniriz.

Ken'an Rifâî Hz., Fuzûlî, Şeyh Gâlip, Yûnus Emre, Niyâzi-i Mısrî Hz., Aziz Mahmud Hüdâyî Hz., Hz.Aşkî, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz., Şemseddin Sivâsî Hz., Seyyid Nesîmî, Eşrefoğlu Rûmî, Nizamoğlu Seyyid Seyfullah ve daha niceleri…

Her biri hakkında uzun uzun konuşmak gerek…

Bilhassa gençlere dinleme önerilerinizi de alalım isteriz. Kimleri dinlemeleri onlar için "başlangıç" noktasında faydalı olabilir?

Kendilerine en çok kimi yakın hissediyorlarsa yani gönüllerine kim dokunuyorsa onu dinlemelerini tavsiye ederim. Bizim mûsıkîmiz gönül işidir. Mûsıkî deryâsına daldıkları zaman yani eserlerle hem hâl olmaya başladıkları zaman, mükemmel ile vasat icrâyı (bunun altındakilerden hiç bahsetmek istemiyorum) zaten ayırmaya başlayacaklar. Hakîkî sızma zeytinyağının tadını almış bir damak, riviera zeytinyağından lezzet alabilir mi? Ama sızma zeytinyağına alışması için de bir müddet onu tatması gerekir. İlk anda ağır gelecektir.

Çok yetenekli genç sanatçılarımız var. Gençlere mûsıkîmizi sevdirme konusunda onlara çok iş düşüyor.

İstanbul Türk Ocağı Ömürlü Mûsıkî Topluluğu'nda şef olarak çalışıyorsunuz. Bunun dışında İzmit Müftülüğü tarafından kurulan Tasavvuf Mûsıkîsi Kadınlar Topluluğu'nda çalışmalar yaptırıyorsunuz. Gelecek dönemler için ne gibi projeleriniz var? Gençler için de düşündüğünüz birtakım projeler mevcut mu?


Gençlerle ve çocuklarla ilgili yapmayı düşündüğüm projelerim var. Bir gençlik korosu kurmak ve çalıştırmak hayâlim, bu bir üniversite bünyesinde de olabilir. Cinuçen Tanrıkorur'un çocuklar için yapmış olduğu besteler var. Geçen sene Kubbealtı'nda bu eserlerden oluşan bir konser yaptık. Bu eserleri daha geniş kitlelere duyurmak isterim. Allah'ın izniyle hepsi olacak diye düşünüyorum. Gençlerin ve çocukların yetişmesinde müziğin rolü çok büyük ve çok önemli...

Son soruyu biraz da kendime sakladım. Merhum büyük ud virtüözümüz Cinuçen Tanrıkorur'la yıllar evvelinden kurmuş olduğum kalbî bir rabıta söz konusu. Kitapları, makaleleri, fotoğrafları, eserleri daima gönlümü süslemiştir. Bu sene onun Hakk'a yürüyüşünün 16. sene-i devriyesi. Kendisi hakkında neler söylemek istersiniz? Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Allah'tan sesinizi ve sıhhatinizi korumasını temenni eder, saygılar sunarım.

Mâlum Cinuçen Bey hakkında konuşmak kolay değil. Saatler sürebilir. Ayrıca beni de aşar. Kendisi babamın yakın dostu olması hasebiyle hayatta iken kendisiyle tanışma şerefine nâil olmuştum. Kardeşim Emre Ömürlü kendisiyle çalışma şansına sahip olmuştu. Onun vasıtasıyla ben de engin bilgisinden, derin sohbetlerinden feyz aldım. Beni en çok etkileyen Cinuçen Bey’in güfte seçimidir. Tabii ki harika besteleri var. Fakat ben eserlere güfteler vasıtasıyla ulaştığım için bu yönü beni çok etkilemiştir. Güfte seçiminde oldukça titizdir. Bir diğer etkilendiğim husus da bestelerindeki müzikalitedir. Öyle değişik melodiler kullanmıştır ki başka bestekârın eserlerinde kolay kolay o melodilere rastlayamazsınız. Zaten sohbetlerinde de mûsıkîmizin ses zenginliğinden sıkça bahseder. Bu nedenle kendisinin eserlerini okumak hiç de kolay olmuyor. Fakat bir o kadar da zevkli oluyor. Karşınıza o güne kadar hiç duymadığınız bir melodi çıkıveriyor. Mûsıkîmizin derinliğini, zenginliğini, aynı zamanda edebiyatımızın zenginliğini anlamak için bütün mûsıkîşinasların onu tanıması gerektiğini düşünüyorum.

Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Allah razı olsun.

Konuşan: Yağız Gönüler
(Dunyabizim.com, 09.08.2016)

Hiç yorum yok: