Ebeveynlerin mutlaka başvurması gereken 5 kitap


Ülkemizde herhangi bir kitapçıya yahut kitap satan internet sitesine girdiğimizde "çok satanlar" bölümünde muhakkak çocuk eğitimi kitaplarına da rastlıyoruz. Bu kitaplar arasından doğrusunu seçebilmek kendi başına bir uzmanlık meselesi fakat bazı kitaplar var ki başarıları hem ülkemizde hem de dünyada takdirle karşılanıyor, baskı üstüne baskı yapıyor. Burada kısaca bahsetmek istediğim 5 kitaptan 3'ü tüm dünyada çıktığı ilk günden itibaren okunan ve önemini koruyan kitaplardandır. Maalesef ki Türkçeye kazandırılması için bir süre beklemek zorunda kaldık ama nihayet okuduk, öğrendik, uygulamaya geçtik. Diğer 2 kitap ise ülkemizde neşrolunmuş oldukça taze kitaplar ve yazarları da çocuk eğitimi denince akla gelen isimlerden seçildi.

Anne, baba ve çocuk arasındaki uzaklık giderek artıyor

Kitaplardan ilki Sue Palmer tarafından yazılan Zehirlenen Çocukluk (Toxic Childhood). İletişim Yayınları'ndan çıkan kitapta modern dünyanın çocuklar üzerindeki zararlı etkilerini hem son derece akıcı üslubuyla anlatıyor Palmer hem de her bölümün sonunda oldukça detaylı bir çözüm raporu sunuyor. Çözümlerin uygulamalarındaki kolaylık dereceleri ebeveynlere göre değişiklik gösterebilir fakat yazar bunu da düşünerek her kesime özel yorumlar yapmış. Tıptan psikolojiye, sanattan şehirleşmeye kadar çocukların gelişimini engelleyen tüm olumsuz durumları Palmer 'çocuk aşkı'yla olumlu bir hâle çevirmeye çalışmış. Oldukça hazin hikâyeler de var. Mesela: "Kızım anaokulundayken arabamız yoktu ve dolayısıyla gidiş-dönüş yaklaşık üç kilometre yürüyorduk. Kestirme olarak kullandığımız kilise bahçesinde saklambaç oynadığımızı, parktan geçerken gördüğümüz sincapları saydığımızı ve daha sonra bulmaları için onlara yerfıstığı sakladığımızı, sokakta sürekli gördüğümüz insanlar hakkında hikâyeler uydurduğumuzu hâlâ hatırlıyorum. Bütün bu oyunlar ve diğerleri doğaçlama şekilde ortaya çıkardı ve ikimizi de çok eğlendirirdi, öte yandan bazen de sevimli bir sessizlik içerisinde salına salına yürürdük. Birkaç yıl sonra araba aldık ve o dönemde okula gidişimizle ilgili hiçbir hatıram yok, korkunç trafik haricinde elbette." [sf. 68]


Yazarın 3-12 yaş arası çocuklar için 200 üzerinde kitap ve bilgisayar yazılımına imza atması, kendisinin ne tür bir çocuk düşkünü olduğunun da kanıtı aslında. Bu kitaplarda ve programlarda, tıpkı Zehirlenen Çocukluk eserindeki gibi üzerinde durduğu en temel mesele, kapitalist dünya sisteminin anne, baba ve çocuk arasındaki uzaklığı gittikçe artırması ve o uzaklığı da teknolojik oyalamalarla doldurması. Tam bir dijital boşluk. Reklamlar ve pazarlama stratejileri ise çocuklar üzerinde yeni fakat en ciddi tehlikelerden biri. Okuyalım: "Uzun çalışma saatleri kültürü, daha fazla ürün satmak için mükemmel bir döngü yaratır: Çocuklar ebeveynlerinin yokluğu yüzünden mutsuzdur. Reklamlar ürünlerin satın alınması yoluyla mutluluk teklif eder. Çocuklar söz konusu ürün istekleri ile ebeveynlerinin başını şişirir ve suçluluk duygusuna kapılan ebeveynler bu sorunu para yağdırarak çözmeye çalışır. Ürünün satın alınması çocukları ve ebeveynleri kısacık bir süre için mutlu eder. Sonrasında yerini mutsuzluğa bırakır çünkü hediyeler ebeveynlerin varlığının yerini tutmaz. Bu döngü böyle sürüp gider." [sf. 260]

Kendilerini bir hiç olarak gören çocuklar

İkinci kitap, okul başarısızlığını engelleme yöntemleri uzmanı bir psikoeğitimci olan Germain Duclos'a ait, Yapı Kredi Yayınları etiketli. Son yıllarda sıkça duyduğumuz "benlik, özsaygı" gibi kavramların çevresinde hem ebeveynlerin kendileri için hem de çocukları için ayrı ayrı üzerinde durması gereken bir 'pasaport' sunuyor. Önce benlik saygısının ne olduğunu izah eden Duclos hemen akabinde çocuklar üzerinde emniyet ve güven duygusunun gelişimi üzerine kafa yoruyor. Sonrasında sırasıyla benlik bilgisi, aidiyet duygusu, çocuğun yeterliliği, ebeveynin yeterliliği, öğretmenin benlik saygısı hakkında son derece detaylı yorumlar ve çözüm odaklı analizler yapıyor.

"İnsanın başına gelebilecek en büyük kötülük kendi hakkındaki düşüncesinin kötü olmasıdır herhalde" diyor Goethe. Duclos kitabının temasını oluşturan benlik düşüncesi, kendilik bilinci hakkında durumun ne kadar ciddi olduğunu şöyle anlatıyor: "Başarısızlıklar yüzünden ve çevreleri onları anlamadığı için kırılmış yüzlerce çocuk ve ergen tanıdım. Kendilerini bir hiç olarak görüyorlardı. Karamsarlıklarını ya da hiç umutlarının kalmadığını haykırıyorlardı; yaşama zevkini kaybeden ya da sinirleri altüst olan bazıları depresyona gömülüyordu. Akıl hastalıklarının tanı ölçütlerini düzenlemek üzere tasarlanmış DSM IV’e ve CIM 10’a göre zayıf bir benlik saygısı ile depresyon arasında bir ilişki vardır. Benlik saygısının azalması çoğunlukla kişisel değersizlik ya da suçluluk duygularıyla ve en şiddetli depresyon biçimlerinde gözlemlediğimiz, genel olarak yaşamdan bezmeyle gösterir kendini." [sf. 20]

İyi çocuklar, iyi bir toplumu oluşturan en büyük güç

Üçüncü kitap olan Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, 2007 yılından beri baskı üzerine baskı yapıyor. Kaknüs Yayınları'ndan çıkan kitap, travma, depresyon, melankoli, psikoloji, nöroloji, psikiyatri gibi kavramlar hakkında bir düşüncesi olmayan okuyuculara bile mevzuyu gayet akıcı bir şekilde anlatabiliyor. Sevmenin, kaybetmenin ve iyileşmenin, çocuklardan öğrenilecek onlarca duygudan sadece bazıları olduğunu belirten yazarlar Bruce D. Perry ve Maia Szalavitz, 300 sayfalık yolculukta not defterlerinde büyülü ve gizemli çocuk dünyasının sırlarını aralıyorlar ve çeşitli hasta hikayeleriyle birlikte uygulanmış ve sonuca ulaşmış çözümler sunuyorlar.

"Bu kitap vasıtasıyla tanıyacağınız harika çocuklar, insan ilişkilerinin doğası ve gücünü anlamamızı sağlıyor. Her insan insani değildir. Kişiler insanı olmayı öğrenmelidir. Buradaki hikâyeler insanda empatinin nasıl oluştuğu ile birlikte bunun tersi zalimlik ve kayıtsızlığa yol açan şartların ne olduğunu anlamamız konusunda bize yol gösteriyor." diyen Bruce D. Perry, iyi çocukların iyi bir toplumu oluşturan en büyük güç olduğunu da sıklıkla vurguluyor.

Çocuğunuz bir kez çocukluk yaşayacak

Taze neşredilmiş kitaplardan ilki olan "Geliştiren Anne-Baba", Doğan Cüceloğlu hocaya ait. Belki de bugün çalışan anneleri ve babaları en çok olumsuz etkileyen "çalışma" süreciyle ilgili önemli çözümlemeleri olan kitapta Doğan hoca kısaca "Çocuğunuz bir kez çocukluk yaşayacak; bu dönemi onunla doya doya yaşayın" diyor. Annelerden, babalardan gelen sorun mektuplarına yanıtlarla beraber, okuyucu istatistiklere ve araştırma raporlarına boğulmadan ihtiyaçlarını karşılıyor bu kitapla.

Uzun yıllardır bu aile ve çocuk konusundaki eserleriyle birçok insan üzerinde ciddi etki bırakmış, birçok çocuğu topluma kazandırmış, birçok ebeveynin anne ve baba duygusuyla yeniden buluşmasını sağlamış Cüceloğlu, çocukların ihtiyacı olan duyguların aynı zamanda en güzel armağanlar olduğunu söylüyor ve şu duyguların anne ve babalarda mutlaka olması gerektiğinin altını çiziyor: "Güler yüz, sakinlik, güven, hayata ve aileye şükür duygusu."

Bebeğinize dokunun, yardım alın, mükemmel değil samimi olun

Beşinci ve son kitap, psikoloji yüksek lisansını sürdüren Hatice Kübra Tongar'a ait. Daha önce yine Hayy Kitap'tan ses getiren eserlere imza atmış Tongar, anne-çocuk ilişkisinin temelini oluşturan ‘bağlanma’ sürecini, beslenme savaşlarını ve uyku problemlerini çözmeye gayret ediyor. Yalnızca annelerin değil babaların da okuması gereken kitapta ebeveynlerin sorunlar karşısında çocuklara hangi duygularla yaklaşması gerektiği de uzunca izah edilmiş yazar tarafından.

Radyo ve televizyonlar için çocuk eğitimi programları hazırlayan, çeşitli kurumlarda da çocuk terapistliği ve aile danışmanlığı hizmeti vermeye devam eden Tongar, 100 mucize çözüm önerisinde insan fıtratının gizli kalmış yüceliklerini de aslında ortaya çıkarıyor. Anneler ve anne adayları için normal doğum, anne sütü üzerine de yorumlar içeren kitaptaki bazı tavsiyeler şöyle: Bebeğinize dokunun, yardım  alın, mükemmel değil samimi olun, sevginizi gösterin, oyun oynayın, ânı kaçırmayın, saygı duyun, örnek olun, sakin bir mekân belirleyin, stresten arındırın, uykuyu ceza olarak kullanmayın, gece misafirliklerini erteleyin, sevdiği bir yatak alın, televizyonu kapatın, abur cuburdan uzak tutun, su içmeyi öğretin, sofranızı çocuklaştırın, mutfağı güvenli hâle getirin, kıyaslamayın, kendi başına yemesine izin verin, sohbet edin, azarlamayın, tehdit etmeyin, uygunsuz hareketleri görmezden gelin.

Yağız Gönüler
(Dünyabizim.com, 21.11.2016)

Hiç yorum yok: