Ayten Teyze'nin Bakkaliyesi

Her yanı ahşap, hüzzam gıcırdayan minik kulübe
Önünde iskemle ve baston, yanında ekmek ve Mushaf
Raflarda eski zamanların tüm ihtiyaçları halka halka
Sanki zikre tutulmuş pirinçle yağ, Ayten Teyze kenarda

Pasparlıktı elleri, sabah güneşini karşılar gibi
Her çocuğa ayrı makamda gülümserdi
Şekerli gülerdi mesela naneli, kolonyalı, bazen mendilli
Çorap vermezdi kimsenin ayaklarına bakmadığından

Ayten Teyze veresiye tutmazdı, hatıraları vardı
Olursa verirsin, olmazsa da sabret derdi
Zaten bugün vardık yarın yok kim kalmış ki
İşte bundan ananemle çok iyi geçinirdi

Ananem hacıydı, dedem değil, ikisi de çok iyiydi
Ananemin elleri titrerdi, dedemin değil, ikisi de çok yorgundu
Ananemin şekeri vardı, dedemin kalbi, ikisi de çok sessizdi
Önce dedem öldü, ananem de onu pek bekletmedi

Dedem ölünce Seiko’su bozuldu hemen, bana verdiler
Bir de yüzüğü vardı içinde dünyanın kiri
Geçen gece Ayten Teyze düşüme iniverdi
Dedem ve anneannem iyiymiş, çok selam söyledi

Bursa'daydık biz, Kumsaz'da, ananem, dedem, ben
Her sabah pişkin ekmek Ayten Teyze'den
Kaça gidiyorsun diye sormazdı, evladım derdi
Onlardan sonra tüm atarilerin jetonu bitti

Yağız Gönüler
(Şiar, 15, Mayıs-Haziran 2018)

Hiç yorum yok: