Karanlıktan Sonsuzluğa Uzanan Bir Yol: Endless Path Albümü


Norveç / Oslo'da bulunan Emanuel Vigeland Müzesi, dünyanın en ilginç ve kendine has müzelerinden biri olarak bilinir. Müzenin fizikî birkaç detayı şöyle: dağın tepe noktasına yakın bir yerde bulunuyor, içindeki resimler zarar görmesin diye hiç ışık almıyor, tamamen taş. Bir de hayret verici bir detay: dokunulan her şey 22 saniye uzuyor. Bir duvara dokununca çıkan ses, ağızdan çıkan nefes ve düşünün ki bir enstrümanın feryâdı; tüm bunlar 22 saniye uzayan bir efekt hâlini alıyor. İşte böyle bir mekânda kaydedildi Endless Path, Sonsuz Yol...

Mahsa Vahdat'ın Coşkun Karademir'e Yunus Emre'yi sormasıyla başlıyor albümün hikâyesi. Coşkun, tekke erbabının sıkça kullandığı bir Hz. Mevlana sözüyle cevap verir, "Hangi manevi menzile vardımsa onda bir Türkmen kocasının ayak izini gördüm" der. Eh, Mahsa da aşk ateşine düşer böylece. "Bir Mevlana ve Yunus Emre albümü yapalım, yürüdükleri yolu insanlara anlatalım" der Mahsa. Coşkun ise musikişinaslığıyla prodüktörlüğünü hep yaptığı gibi 'bir' eder, sofraya oturup ekmeği böler gibi kafasında kurar sistemi. Kayıt için mekân fikrini ise KKV Records prodüktörü Erik Hillestad verir. Albümün hikâyesine hem çok yakışacak hem de bu yolculuğu taşıyacak olan Emanuel Vigeland Müzesi'nde karargâh kurulur.


Başyapıt ilan edildi

Bu karargâhtan neler çıktığına değinmeden olmaz. Aşk Neyledi'den Gel Dosta Gidelim Gönül'e, İşidin Ey Ulular'dan Göçtü Kervan'a bugün dahi evlerden tekkelere, arabalardan mobil cihazlara kadar kulaklarını şifaya kabartan her gönlün ruhuna hitap eden eserler var Sonsuz Yol'da. Albümün kayıt esnasından itibaren başlamış aslında sunilikten uzak durmak. Mekânın etkisi, Mahsa'nın sözü, Coşkun'un hem kopuzu hem sözü, diğer sazendelerin emeği ile ortaya dijital ortamın sunduklarından bambaşka bir albüm çıkmış. Bunu özellikle bir dilek gibi ismi olan ilk şarkıdan, Bu Çayırda Çiçek Olsun'dan itibaren hissedebiliyor dinleyici. Ses sanki hem çok uzaktan geliyor, hem de burnumuzun dibinden. Bir ormanın ortasından uğulduyor sazlar, bir mağaranın en sonundan sesleniyor sözler.

Albümün sazendelerini de selamlamak gerek. Türkiye'nin tambur virtüözü Özer Özel, perküsyon ustası Ömer Arslan, neyine kalbiyle üfleyen Mahdi Teimori. İşini aşkla yapan değil, aşkını işe döken insanların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan Endless Path, KKV Records etiketiyle dünya müzik piyasasına adeta tepeden girdi, müzik otoriteleri ve yazarları tarafından başyapıt olarak değerlendirildi ve nihayet 2018’in Top Of The World albümü seçildi. Şükür ki ülkemizde müzik yapımcılığı dendiğinde parmakla gösterilebilecek nadir kuruluşlardan Kalan Müzik de daha önce olduğu gibi Coşkun'un bu projesini sahiplendi ve ülkemizin müzik tutkunlarına sundu.

Coşkun Karademir bir söyleşide albümün karanlıkta kaydedilmesinin çok büyük imkânlar sunduğunu belirtmişti. "Tamamen içimize ait bir albüm. Kendimize ait. Karanlığımıza ait bir albüm." demişti ve şöyle devam etmişti: "Dördümüz karanlıkta birbirini bulmuş aile fertleri gibi olduk. Karanlıkta tuttuk birbirimizin ellerini. Bu mecazi bir tutuş. Aramızda başka bir bağ kuruldu."

Endless Path, her dinlenildiğinde karanlıktan sonsuzluğa götüren bir yol, aynı zamanda bir yoldaş. Coşkun Karademir ise Makam müzik dergisinin kapağındaki ifadeyi olduğu gibi alırsak dünya müzik listelerini sarsan bir Türk.

Albümde emeği geçen herkesin, kadim değerlerimizi müziklerine yansıtırken gösterdikleri başarıları daim olsun.

O hâlde aşk ile dinleyelim...



Yağız Gönüler
(Dunyabizim.com, 24.07.2018)

Hiç yorum yok: