Udî, Bestekâr, Mûsikişinas: Cinuçen Tanrıkorur


Çok küçük yaşta şiir ve mûsikî aşkına tutulmuş, öğretmeni “oku bakayım” dediğinde Mehmet Âkif’in “Çanakkale Şehitlerine” şiirini ezberinden, tüm vurgularını vererek okumuş, Türkçeyi tüm güzellikleriyle kullanarak anılarından ve tecrübelerinden herkesin istifade etmesi için kitaplar yazmış, bazen konuşmuş, bazen de susmuş merhum Cinuçen Tanrıkorur’u tanıyanlar, özellikle şu üç bestesiyle onu her zaman hatırlayacaklardır: Günaydınım narçiçeğim sevgilim, Hayatta yalnız serabı var sana olan sevgimin, Ettiğin cevri bile kendime nimet bilirim.

Cemil Meriç merhum bir gün Tanrıkorur’u dinledikten sonra ona bir kart gönderir. Şöyle yazar o kartta: "Canım efendim, alev alev bir sesti bu. Vecdin, sevginin, gönlün sesi. Bir akşam zindanımı nura boğdunuz. Sonra da her güzel şey gibi hâtıra oldunuz. Serab mıydınız, gerçek miydiniz? Nerden geliyordunuz? Kadîm ve muhteşem bir medeniyetin enkâz-ı târümârı altında gülümseyen bir kor muydunuz? Zerafetinizle Lale Devri'nin müsahiplerini hatırlatıyordunuz. Belli ki elest bezm'inde tanışmıştık."

1938 doğumlu Cinuçen Tanrıkorur her türlü inkılabın bin yıllık geleneğe aykırı taraflarını derhâl keşfeder, yazılarıyla müdahale eder. Bu hassasiyeti yalnız müzik hususunda değildir zira onun nezdinde bir musikişinas ister siyasî olsun ister edebî olsun ülkesini ve milletini ilgilendiren her konuda muhakkak bir şeyler bilmeli ve doğru bildiğini her daim konuşmalıdır. Mesela eğitim hususunda "Eğer çocuğun temeli küçük yaşlardan itibaren bir Müslüman Türk çocuğu olarak atılmışsa yabancı mektep bunu değiştiremez. Hiçbir yer değiştiremez. Ama siz çocuklarınıza daha "Allahaısmarladık" demeyi dahi öğretemeden, "güle güle" diyorsunuz o da size "güle güle" diyor. Türk aileleri çocuklarına "Allahaısmarladık" demeyi öğretmediler, öğretmiyorlar. Umurlarında değil. "Bye bye" bozması bir Türkçe konuşuyoruz. Lazların çok sevdiğim bir sözü vardır "Ha bu rezilluk da sana yettu" derler. Bu ayıp bize yeter." der.

Siyasi olaylara daima ülkesinin tarihi seyrinden bakan Tanrıkorur’un üslubundan, 28 Şubat arifesinin meşhur rektörü Alemdaroğlu da nasibini alır. Aksiyon dergisinde yazdığı yıllarda iki mektup hâlinde ele aldığı rektöre şu sözleri etme cesaretini göstermiştir: “Başı örtülü, yüzü sakallı, ayağı sandaletli veya etekleri kısacık, saçları üç numara, göğüsleri de biraz açık diye öğrenci veya öğretim üyelerini kapının önüne koyan bir yabancı rektör veya üniversitenin adını verebilir misiniz (biliyorsanız)?..

Tanrıkorur'un müthiş zekası ve nüktedanlığı, Cemil Meriç hayranlığıyla buluşunca ortaya harikulade faydalı anekdotlar çıkmıştır. Bunlardan biri de şudur: "Biz yabancı müzikleri öğrenirsek çağdaşlaşacağız zannetmenin kargaları artık güldüren değil ishal yapan komikliği ile yetiştirildik maalesef. Türk çocuğu mektepte Bach'ı, Beethoven'ı, Mozart'ı Hendel'i, Ravel'i öğrendi; Merâgi'den, Itrî'den, Kazasker Mustafa İzzet'ten, Dede'den, Zekâi'den, Tanburî Cemil'den Sadettin Kaynak'tan habersiz yetiştirildi. Bunu da marifet zannettik. Meşhur anektoddur; İsmet İnönü MEB bakanlarından birini ziyarete gider. Cebinden bir küçük not defteri çıkartır eski yazıyla bir söz yazar. "Oku bunu!" der. "Paşam ben bu yazıyı okuyamıyorum" dediği zaman "Hahahahah" der, "Nihayet Türkiye bugünleri de gördü" der, sevinerek... Cehaletin hiçbir türlüsü ile övünülemez. Cehaletle cahiller övünür. Ama cahillerin dahi izan sahibi olanları cahil olduklarından dolayı utanırlar."

Beşir Ayvazoğlu, 1970’li yıllardan beri tanıdığı Cinuçen Tanrıkorur’u aslında gayet güzel tarif eder: “Cinuçen Bey, müzikte kelimenin tam mânâsıyla bir otodidakt olmasına rağmen, bestecilik dehâsı, ud icrasında eriştiği virtüozite, Türk ve Batı müziği alanlarındaki derin bilgisi, orijinal görüşleri ve üslup sahibi bir müzik yazarı olarak, dost kazandığı kadar, mebzul miktarda muhalif edinmeyi de başarmıştır. Çünkü düşündüklerini hatır gönül dinlemeden söyleyiverir ve oklarının ucu genellikle zehirlidir.

28 Haziran 2000 tarihinde vefat eden Cinuçen Tanrıkorur, aruz vezniyle yazılmış şiirlere hassasiyetle yaklaşır, beğendiklerini muhakkak besteler ve sevdiği sanatkârların okumasını, icra etmesini ister. Cenab Şâhabeddin’in “Kalbim seni bir yaz kuşu dinler gibi dinler / esmer geceler sendeki esmerliği söyler / yollar kokunu gönlüme Temmuz’da çiçekler / Hak, sanki yaratmış seni bir yaz gecesinden” dizelerini kürdîlihicazkâr fantezi türünde muazzam bestelemiştir. Yine bazı yazılarında genç şairlerden de istifade ettiği ve bazılarına dikkat kesilmesi yönünde okuyucuyu uyardığı da çoktur. Bestelediği bazı eserleri kendisi de söylemiştir. Vefatından iki yıl sonra Ahmet Özhan'ın solistliğiyle gerçekleştirilen "Cinuçen Tanrıkorur'un Bestelerinde Tasavvuf Müziği" onun derviş meşrep olan şahsiyetini de göstermiştir. Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretlerinin şiirlerini bestelemiş ve bu bestelerinden bir albüm ortaya çıkarmıştır. Eserlerini bestelediği isimlerden bazıları şöyledir: Yûnûs Emre, Azîz Mahmûd Hüdâî Hazretleri, Bâkî, Fuzûlî, Şâir Eşref, Necmettin Okyay, Neyzen Tevfik Kolaylı, Cenap Şahâbettin, Güngör Fahri Tüzün, Mustafa Nâfiz Irmak, Fâruk Nâfiz Çamlıbel, Hâlit Fahri Ozansoy, Yahyâ Kemâl Beyatlı, Nâzım Hikmet.

"120 kişilik senfoni orkestrası, Şevkefza makamında taksim yapan bir ney'in önünde aciz, yapayalnız, çırılçıplaktır” diyen Cinuçen Tanrıkorur’un Neyzen Akagündüz Kutbay ile icra ettiği Muhâyyerkürdî Saz Semâîsi her dinleyeni mest ederken, merhum mevlidhân Kani Karaca ile yaptığı meşkleri ise herkes için feyz kaynağıdır. Uzun zaman Amerika’da tedavi görmüş ve hastalıklardan güç durumlara düşse de yazmaktan, beste yapmaktan kopmamış Tanrıkorur, Aksiyon dergisindeki yazılarını "Ne elimde kalem tutacak güç, ne dilimde söyleyeceklerimi yazdıracak enerji var. Allah’ın inayeti, Peygamberimizin şefaati, Evliyalullah Hazeratının himmeti ve dostların duaları sayesinde sizlerle yeniden kalem sohbetleri yapabilecek sağlığa kavuşana kadar" diyerek sonlandırmış, iki gün sonra ise Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Mezarı Ümraniye Kocatepe'dedir. Mezar taşında kendisine ait şu beyit yazmaktadır: "Kapılır sûziş-i gönlüm bu tahassür seline / yüreğimden gelir âhım sazımın her teline."

Fakir, Allah nasip ettikçe hiç bitmeyecek musiki yolculuğundaki ilk mürşidi olan Cinuçen Tanrıkorur’un kitaplarını yediden yetmişe her müzik, tarih, dil, kültür meraklısına önerir ve bu yazıyı okuyan herkesten de merhum için gönülden bir Fatiha talep eder. Vesselâm.

Cinuçen Tanrıkorur kitapları: Müzik Kültür Dil, Osmanlı Dönemi Türk Mûsikîsi, Türk Müzik Kimliği, Saz ü Söz Arasında. Tüm kitaplar Dergâh Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Yağız Gönüler
(İzdiham, 20, Aralık 2015-Ocak 2016)

Hiç yorum yok: